İçeriğe geç

Carnegie Europe- Judy Soruyor: Ermenistan ve Azerbaycan Arasında Barış Mümkün mü?

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı bu sorunun yanıtını aramak için yetkin kişilerin bilgisinden yararlandı. Yanıtlar arasından başlıklar aşağıda:

Oxford Küresel ve Bölgesel Çalışma Okulları Rusya ve Doğu Avrupa Çalışmaları’ndan Leila Alieva:

”Cevap evet, çünkü iki ulus (veya onların tarihsel selefleri) arasında, sonuncusu imparatorlukların çöküşü sırasında meydana gelen çatışmadan çok daha uzun barışçıl bir arada yaşama dönemleri oldu.

Leila Alieva

”Çözüm, sorunun birkaç seviyesini ele almalıdır. Biri jeopolitik bağlam: Rusya’nın Kafkasya’daki yirmi yedi yıllık güvenlik hakimiyeti, açıkça istikrarı bozan bir faktör. Sovyet miraslarının sağlamlaştırılmasına dayanan bir kontrol mekanizmasını olduğunu kanıtladı – çatışma anlatılarında, paradigmalarında ifade edildi. kurumlar ve yönetişim – etkisiz hale getirilmelidir.”

”Bu, müzakerelerin formatını ve arabulucuların kompozisyonunu değiştirerek başarılabilir.”

”Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, Rusya’dan bağımsız olmadan ne uzun vadeli barış ne de tutarlı demokratikleşmenin mümkün olmadığını anlamalıdır.”

Conciliation Araştırma’da Kafkasya Programı Direktörü Laurence Broers:

Laurence Broers

”Ermeniler ve Azeriler arasında barış mümkündür, ancak Ermenistan ve Azerbaycan hiçbir zaman egemen devletler olarak barış içinde olmadılar – yalnızca daha büyük imparatorlukların vilayetleri olarak. Bu bize, iki halkın birbiriyle barış içinde olamamasının içsel bir nedeni olmadığını söylüyor.

Aksine, onları ayıran konular politiktir. Azerbaycan, toprak bütünlüğünü teyit eden dört BM Güvenlik Konseyi kararına işaret ediyor. Ermenistan, Dağlık Karabağ’daki Ermeni nüfusu için ciddi ve süregelen bir güvensizliğe ve varoluşsal bir tehdide işaret ediyor.

Bölgesel güçler Rusya ve Türkiye , çatışma alanında giderek daha fazla hakim olduklarından, yerini oportünist çok kutupluluk alıyor. Bu, hem Ermenistan hem de Azerbaycan için hükümdarlar yerine müvekkiller olarak yeni bir bağımlılık durumu yaratıyor ve barış ihtimalini azaltıyor. ”

Carey Cavanaugh: Uluslararası Alert Başkanı ve Patterson Diplomasi ve Uluslarası Ticaret Okulu’nda Profesör

Kesinlikle. Ulaşması kolay mı? Kesinlikle hayır.

Carey Cavanaugh

AGİT Minsk Grubu’nun ABD eşbaşkanı olarak görev yaptığım için bunu ilk elden biliyorum. Bu organ 1992’den beri Dağlık Karabağ sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesine yardım etmekle görevli. Bu arabuluculuk formatı altında en az iki kez, 1990’ların ortalarında ve yine 1999-2001’de, çatışmanın tarafları, kalıcı barış getirebilecek ve Güney Kafkasya bölgesinde dramatik bir dönüşümü teşvik edebilecek siyasi yerleşimlere yaklaştı .

Ermeniler ve Azeriler arasında barışı sağlamak için üç farklı unsur gereklidir: liderlerinin uzlaşmacı bir çözüm için birlikte çalışma istekliliği, böyle bir çözümün geliştirilmesi ve nihai uygulanmasında uluslararası destek ve yerel halkın bu tür bir çözüme olan istediği..

Üçünü de başarmanın göz korkutucu bir zorluk olduğu kanıtlandı, ancak bunun mümkün olduğuna ve yapılması gerektiğine inanıyorum. Dağlık Karabağ sorununun askeri bir çözümü yok.

Şu anda tüm partilerin ihtiyaç duyduğu şey, düşmanlıkları sona erdirmek , ateşkesi yeniden tesis etmek ve halklarına hak ettikleri barışı sağlayabilecek gerçekten anlamlı, karşılıklı yarar sağlayan müzakereleri taahhüt etmek için siyasi cesarettir .

Carnagie Europe Kıdemli Üyesi Thomas De Waal:

Barış hala mümkündür ve gerçekten de gereklidir. Ancak 27 Eylül 2020’de başlayan son kavga , onu daha da uzaklaştırıyor. Acil bir ateşkes şarttır.

Thomas De Waal

Temelde bu çatışmayı kendi başlarına çözmek Ermenilere ve Azerilere kalmıştır; yabancılar bunu onlar için yapamaz. Ancak her iki tarafın da kan döktüğü ve zehirli söylemleri onları sıkıştırdı ve bir anlaşma yapma kapasitelerini sınırladı.

Uluslararası toplum – üç ana arabulucu, ancak sadece onlar değil – barışı geliştirmeye yardımcı olmak için üç adımdan başlanabilir.

Birincisi, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları – Fransa, Rusya ve ABD – iki ülkenin Mayıs 2016’da Viyana’da son çatışma turundan sonra barış sürecini yeniden başlatmak için verdikleri taahhütleri yerine getirmeleri gerektiğini beyan etmeli ve baskı yapmalıdır. 

İkincisi, bir barışı koruma harekatının neye benzeyeceği konusunda aktif tartışmalara başlamalılar – 1990’lardan beri ihmal edilen çok önemli bir konu.

Üçüncüsü, Ermenilerin ve Azerilerin ebedi düşman olmadığını herkesin hatırlatması gerekiyor. Gürcistan’da barış içinde yan yana yaşıyorlar ve uzun tarihler boyunca dost komşular oldular. Yabancılar, iki halkın nasıl barış içinde birlikte yaşadıklarına dair bir vizyon ortaya koyan ve nihayetinde bunu tekrar yapmaktan fayda sağlayacak olan, şiddetle özlenen bir “üçüncü anlatıyı” destekleyebilir.

Kafkasya Enstitüsü Müdürü Alexander Iskandaryan:

Bu yazının yazıldığı sırada, aktif savaş, sadece birkaç gün önce temas hattı olarak bilinen ve şimdi cephe hattı olarak adlandırılan yerde gerçekleşiyor.

Alexander Iskandaryan

Olaylar savaş mantığında ortaya çıkıyor. Azerbaycan, saldırısı için ideal zamanlamayı seçti. Amerika Birleşik Devletleri, Kasım ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yapılan kampanyayla sarsıldı, Avrupa Brexit’i aşıyor ve genel bir kamu yönetimi kriziyle karşı karşıya ve Rusya, Belarus’taki krizle uğraşıyor .

Dünya çapında siyasi seçkinler çabalarını koronavirüs salgınına tepki vermeye odaklıyor. Güney Kafkasya, uluslararası toplum için bir öncelik değil. Bu nedenle dışarıdan müdahale beklemek için hiçbir sebep yoktur.

Uluslararası aktörler, kesinlikle yetersiz kalacak olan barış için açıklamalar, çağrılar ve çağrılar şeklinde siyasi kaldıraç kullanacaklardır. Buna göre, savaş bir siper savaşına dönüşmedikçe, siyaset veya barış değil, yalnızca savaş mantığını takip etmekten vazgeçecektir. Bu gerçekleştiğinde, müzakereler devam edecek, ancak şiddet patlak vermeden önceki hafta var olan konfigürasyonu geri yüklemek artık mümkün olmayacak.

Noerr LLP’de Kıdemli Danışman John C. Kornblum:

Dağlık Karabağ sorunu hakkında hatırlanması gereken en önemli şey, her şeyden önce Rusya’nın , ülkeleri ve bölgeyi ve dolayısıyla Batı’yı dengeden uzak tutmaya yönelik donmuş çatışmalarından biri olmasıdır .

Rusya arabulucu olmaktan ziyade anlaşmazlığın alevlerini sık sık körüklüyor. Şüphesiz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kendi ülkesinde ve Batı ile ilişkilerinin tüm zamanların en düşük seviyeye düştüğü bir noktada sıkıntı çekmesi gibi şiddetin geri dönmesi hiç şüphesiz. Batı’ya bir mesaj gönderiyor. Benimle çalış yoksa burayı alevler içinde bırakabilirim.

Dağlık Karabağ krizinin “diplomatik çözüm” arayışına ilk olarak 1992’de Helsinki’de o zamanlar Avrupa’da Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu (AGİK) olan zirve konferansında katıldım. Yirmi beş yıllık bitmeyen diplomatik çabalar başarısız. Rusya, Dağlık Karabağ, Gürcistan, Ukrayna ve diğer yerlerdeki barışın komşuları arasında krizi kışkırtmaktan daha çok kendi çıkarına olduğuna ikna olana kadar trajedi devam edecek.

Michigan Üniversitesi Modern Ermeni Tarihi Bölümü’nden Gerard Libaridian:

Barış mümkün, ancak artık taraflar arasındaki müzakerelerden kaynaklanma olasılığı daha düşük. Taraflar, her zamankinden daha fazla, her biri için savaşı haklı çıkaran bir mantıkla kilitlendi.

Gerard Libaridian

Türkiye’nin bu tura doğrudan katılımı, zaten zor olan bir çatışmayı daha da karmaşık hale getirdi. Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye için artık çatışma bir onur, ulusal kimlik ve gücün meşrulaştırılması meselesidir. Dağlık Karabağ için de varoluşsal bir durumdur.

Azerbaycan’ın Karabağ’daki sivil hedeflere ayrım gözetmeksizin bombardımanı, Karabağ Ermenilerinin Azerbaycan’ın yetki alanı altında muhtemelen güvende olamayacakları duygusunu pekiştirdi.

Rusya ve Türkiye, tarihte olduğu gibi, Ermenilere zarar verecek bir barışı empoze etmek için bunu veya bir sonraki savaş turunu – eğer varsa – kullanacaktır.

Avrupa Parlamentosu İlerici Sosyalistler ve Demokratlar İttifakı Dış Politika Danışmanı Eldar Mamedov:

Bu aşamada sürdürülebilir barış mümkün değildir. İki taraf, bir barışın neleri gerektireceği konusunda kökten uyumsuz fikirlere sahip. Ermeniler için bu, Dağlık Karabağ için Bakü’ye bağlılığa dayalı herhangi bir ilişkiyi dışlayan bir statü anlamına geliyor. Azerbaycan için bölgenin Bakü’nün etkin kontrolüne dönmesinden başka bir şey olmaz.

Eldar Mamedov

Her iki taraf da herhangi bir çözüme götüren süreç üzerinde hemfikir olamaz. Azerbaycan, önce işgal ettiği toprakların iade edilmesini içeren aşamalı bir çözüm konusunda ısrar ediyor. Ermenistan, herhangi bir somut taviz vermeden önce Dağlık Karabağ için bağımsız statü garantisi istiyor.

Dolayısıyla, şu anda mümkün olan tek barış, dar anlamda ateşkes olacak ve o zaman yalnızca dış aktörler tarafından dayatılacaktır. Muhtemelen bir BM Güvenlik Konseyi kararı yoluyla, onu ihlal eden herhangi bir tarafa karşı hedeflenen yaptırımlarla sağlam bir ateşkes izleme mekanizmasının konuşlandırılmasını ve müzakerelerin derhal yeniden başlatılmasını öngörmelidirler.

Ayrıca, bu yerel toprak çatışmasının dünya çapında Ermeniler ve Azeriler arasında bir etnik çatışmaya dönüşmesini önlemek de acildir. Ermeniler ve Azerbaycanlıların Temmuz çatışmalarından sonra diasporada başlattıkları ortak sınırlama çağrısı, bu tür çabalara temel teşkil edebilir.

Heinrich Boell Vakfı Tiflis Ofisi Başkanı Stefan Meister:

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmada yaşanan son tırmanış, bu çatışmanın Avrupa sınırlarında ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.

Stefan Meister

Ermenistan ve Azerbaycan, her zaman savaşa hazır, dünyanın en silahlı ülkeleri arasındadır. Bu dondurulmuş bir çatışma değil, uluslararası toplum tarafından aşağı yukarı görmezden gelinen bir barut fıçısıdır.

Evet, Rusya ve Türkiye bu çatışmada kilit rol oynuyor. Rusya, Ermenistan’da karada askerleri bulunan ve dengeyi korumak için her iki tarafa da silah satan “dürüst pazarlıkçı”. Türkiye, bu güç dengesini değiştiren Azerbaycan’ı desteklemeye giderek daha istekli.

Bununla birlikte, her şeyden önce, her iki toplumun da diğerinin düşman anlatısıyla sosyalleştiği ve sürekli bir savaş tehdidiyle Ermenistan ve Azerbaycan arasında bir çatışmadır. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra her iki ülkede de ulus inşası dış düşmana odaklandı.

Evet, Ermenistan ile Azerbaycan arasında barış, siyasi elitler çatışmayı araçsallaştırmayı bıraktığında ve her iki ülkede de savaşın kökenleri hakkında dürüst bir tartışma başladığında mümkündür. Sadece her iki ülkede de iç söylemi değiştirmek barış getirebilir.

Emin Milli : Analist / İnsan Hakları Aktivisti:

Ermenistan-Azerbaycan çatışması son otuz yılda gelişti. Azerbaycan devlet olarak çok daha güçlü hale geldi, ordusunu kurdu, aynı zamanda hem Türkiye hem de Rusya ile ilişkilerini geliştirdi ve derinleştirdi.

Emin Milli

Azerbaycan perspektifinden Ermenistan, Karabağ ve çevresindeki yedi bölge de dahil olmak üzere uluslararası alanda Azerbaycan olarak tanınan bölgeleri işgal etti. Ermenistan, yaklaşık otuz yıldır, Ermeni silahlı kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini talep eden BM kararlarını da görmezden geldi.

Ermenistan ve bazı arabulucular, bu çatışmanın “askeri çözümü olmadığını” yineliyor, ancak mevcut statüko Ermeni saldırganlığının ve onun “askeri çözümünün” bir sonucudur.

Başka bir savaştan kaçınmak ve Karabağ’ın gelecekteki statüsünü müzakere etmek için Ermenistan’ı işgal altındaki toprakları barışçıl bir şekilde iade etmeye ikna etmeye yönelik 30 yıllık müzakereler ve girişimler başarısız oldu. Bugün Ermenistan bir devlet olarak daha zayıf ve Rusya ile ilişkileri Paşinyan ve yeni hükümet tarafından ciddi şekilde zarar gördü.

Ermenistan’ın yeni barış görüşmelerine başlamasının en hızlı ve gerçekçi yolu, iyi niyet göstermek ve işgal altındaki birkaç bölgeyi geri vermektir.

Marc Pierini : Carnegie Europe’de Misafir Araştırmacı:

Ermenistan ile Azerbaycan arasında barış gereklidir, ancak oraya ulaşmak uzun ve zor bir girişim olacaktır. Sadece bölgesel dava eski ve karmaşık değil, aynı zamanda günümüzde komşu ülkelerin siyasi ve diplomatik durumu ek engeller yaratmaktadır.

Marc Pierini

Rusya’nın Ermenistan ile güçlü bir askeri ilişkisi var ama aynı zamanda Azerbaycan’a silah sağlıyor. Ancak, iki tarafın birbiriyle savaşmasını durdurma gücüne sahiptir. Moskova barışı sağlamanın avantajını görecek mi? Ankara ile karmaşık ilişkisi, karar verirken önemli bir faktör olacaktır.

Türkiye umulduğu gibi Azerbaycan’ın yanında yer aldı ama daha da önemlisi ona silahlı insansız hava araçları ve İdlib vilayetinden Suriyeli cihatçılarla birlikte sağlıyor. Türkiye, Ermenistan ile Azerbaycan arasında devam eden çatışmalarda çatışmacı tavır alan tek ülkedir.

Paul Stronski: Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda Kıdemli Araştırmacı:

Dağlık Karabağ konusunda etnik Ermeni ve Azeri güçleri arasındaki ölümcül mücadelenin yeniden başlaması daha elverişsiz bir zamanda olamazdı.

Paul Stronski

2016 Dört Gün Savaşı’nın yarattığı tahribatı kolayca aşabilecek olan savaş , bölgede çok az pandeminin tehdidi altında olan insan güvensizliğini azaltıyor ve daha da kötüleştiriyor.

Güney Kafkasya’nın jeopolitik görünümü, çok daha saldırgan bir Türkiye ve gittikçe dikkati dağılan Batı ile değişiyor. Rusya da cevabında mücadele ediyor gibi görünüyor ve geçmişteki alevlenmelerde başardığı gibi tarafları geri çekmekte zorlanıyor.

NATO müttefiki Türkiye’nin, muhtemelen ABD teçhizatıyla ve kesinlikle ABD eğitimiyle artan ilgisi, kesinlikle ABD’ye ateşkese yönelik çalışma konusunda daha büyük sorumluluk getiriyor.

Washington normalde bunu yapmak için Bakü, Erivan ve Ankara üzerindeki baskı gücünü kullanmaya çalışabilir. Ancak Birleşik Devletler bu son krizde yokmuş gibi görünüyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin işlevsiz dış politikası ve ABD’nin son on yılda bölgeden kademeli olarak çekilmesi göz önüne alındığında, bu şaşırtıcı değil .

Ancak Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Putin – diğerlerinin yanı sıra – taraflarla telefonla diplomasi yapmaya çalışırken, ABD’nin mülayim ya da düpedüz tuhaf ifadelerin ötesinde üst düzey diplomatik ilişkilerinin olmaması çarpıcı.

Carnegie Moskova Merkezi Direktörü Dmitri Trenin:

27 Eylül Pazar gününden beri kafamı meşgul eden soru farklı. Bu: Rusya ile Türkiye arasında savaş mümkün mü?

Dmitri Trenin

Bu kaçınılmaz olarak bir sonraki soruyu gündeme getiriyor: Türkiye Ermenistan’a saldırmalı mı ve Rusya, Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü müttefiki Ermenistan’ı savunmayı seçmeli mi, bu Kuzey Atlantik Antlaşması’nı harekete geçirecek mi?

Bu da bana 1991 sonbaharında son Sovyet Savunma Bakanı Yevgeny Shaposhnikov’un Ankara’ya verdiği bir uyarıyı hatırlatıyor: Karabağ’a müdahale ederseniz, III.Dünya Savaşı’nı kışkırtırsınız. Bugünkü kanaatim, bu kader adımdan kaçınılacağı ve Rusya ile Türkiye’nin, muhtemelen bazı üçüncü şahısların pişmanlığına bağlı olarak doğrudan bir askeri çarpışmadan kaçınacağıdır.

Barış sorusuyla ilgili olarak cevap şu: öngörülebilir gelecekte değil. Daha güçlü parti olan Azerbaycan’ın tam askeri zaferi, Türkiye’nin kitlesel müdahalesi olmadan imkansızdır. Ermenistan, Azerbaycan’ı sonsuza kadar statükoyu kabul ettiremez – ve kesinlikle büyük ölçekli ve doğrudan Rus desteği olmadan. Ancak Türkiye ve Rusya birbirleriyle savaşmakta isteksizler ve Rusya da Azerbaycan ile genel olarak dostane ilişkilerine değer veriyor.

Savaş iki tarafa da zafer vaat etmiyor ve barış yakalanmazken, ateşkes ve dönemsel ihlalleri geleceğe benziyor. Ya da geçmiş.

Sinan Ülgen: Carnegie Europe’de Misafir Öğretim Görevlisi:

Prensip olarak evet. Ancak otuz yılı aşkın süredir, bu donmuş çatışma, çok taraflı diplomasinin etkisizliğini göstermiştir. Ermenistan otuz yıl önce Karabağ içinde ve çevresinde Azerbaycan’a ait bir toprağı işgal ettiğinden, BM Güvenlik Konseyi kararlarına rağmen bölge bugün işgal altında kalmıştır.

Sinan Ülgen

Uluslararası toplum, ulus devletlerin zorla toprak edinme girişimlerine şimdiye kadar direndi. Saddam Hüseyin’in Irak’ı aleyhine olan durum buydu. Rusya’ya yönelik AB ve ABD yaptırımlarının da mantığı budur. Yine de aynı derecede istek ve sebat Dağlık Karabağ konusunda bariz bir şekilde eksiktir.

Bunun yerine, uluslararası toplum, Minsk Grubu’nun tarafları gösterilecek çok az ilerleme olan bir çözüme doğru yönlendirme mekanizmasına güvendi. Minsk Grubu özünde uluslararası diplomasinin bir parodisi haline geldi. Barışçıl bir çözüm ortaya çıkacaksa, uluslararası toplum BM Güvenlik Konseyi kararlarının şartlarını uygulamada daha ciddi olmalı ve bu işgale bir son vermeye çalışmalıdır.

Aynı zamanda, çözüm koşulları Karabağ Ermenilerine temel haklarının Bakü tarafından korunacağına dair güçlü garantiler içermelidir. Bu iki hedef, şimdiye kadar anlaşmazlık çözümü çabalarına rehberlik etmelidir.

Haberin kaynağına gitmek için tıklayınız

Çeviri: Tam metin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir