Kemal Kirişçi Brookings’e görüş verdi: AB ve Türkiye, tarımsal ticaret yoluyla Suriyeli mültecilere nasıl güvenebilir?

para serbit Vejvoda

TÜSİAD Kıdemli Üyesi Kemal Kirişci, Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki istihdam olanaklarına daha iyi erişebilmeleri için ticari imtiyazların nasıl ve neden kullanılması gerektiğini anlattı. Washington merkezli bir Think Tank Row kuruluşu olan Brookings, Kirişçi’nin görüşlerine yer verdi.

Brookings / Çeviri: Tam Metin

Suriye krizi dokuzuncu yılına yaklaşıyor. Çatışmalarda 500.000’den fazla insan hayatını kaybetti ve 7 milyondan fazla kişi ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Yerinden edilenlerin 3,6 milyonu Türkiye’ye sığındı. Türkiye şu anda dünyanın diğer ülkelerinden daha fazla mülteciye ev sahipliği yapıyor. Yeniden yerleştirme veya  sürdürülebilir bir geri dönüş yoluyla kalıcı çözümlerin uygulanabilir görünmediği bir dönemde hükümetler, sivil toplum ve uluslararası ajansların liderleri, bu yeni gelenleri topluma nasıl entegre edecekleri konusu ile meşgul. Özellikle de işgücü piyasası.

Haberin kaynağına gitmek için tıklayınız

Türk hükümeti 2016 yılında çalışma izinlerine erişimi kolaylaştırmak için tasarlanan mevzuatı kabul etmesine rağmen, şimdiye kadar çalışma yaşına gelmiş 2.2 milyon Suriyeli mültecinin (15-64)% 2’sinden azı resmi olarak istihdam edilmektedir. Türkiye ekonomisi, Türkiye istihdamının üçte birinden fazlasının gayrı resmi olduğu tahmin edildiği için benzersiz bir yapısal sorun ortaya çıkmaktadır. Yerel işçiler için rekabet görevi gören ve böylece ücretleri düşüren bir milyondan fazla Suriyeli mültecinin girişi, sosyal gerginlikleri ve hatta şiddeti artırdı ve çözüm arayışına aciliyet kattı.

Şimdiye kadar, mültecileri destekleme yaklaşımlarının çoğu, kısmi başarı ile mültecilerin istihdam edilmesini artırmaya odaklanmıştır. Ancak, istihdam edilebilmeleri için gerekli ekonomik koşulların yaratılmasına çok az dikkat edilmiştir. Türkiye’deki mültecilere sürdürülebilir bir özgüven elde etmenin yenilikçi bir yolu, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye, Suriyelilerin resmi istihdamı için koşullu ticaret imtiyazları sunmak olacaktır. Bu politika fikrinin versiyonları, Şubat ve Eylül 2016’da Londra Konferansı ve BM Mülteci ve Göçmenler Zirvesi gibi çeşitli üst düzey konferanslarda desteklenmiş ve Aralık 2018’de kabul edilen BM Küresel Mülteciler Sözleşmesi’nde onaylanmıştır.

Bu yaklaşım için bir model, AB’nin mülteci istihdam eden Ürdün şirketleri tarafından üretilen mallar için pazarına daha fazla erişim izni vermeyi kabul ettiği 2016 EUJordan Compact’da zaten var. Bu rapor, bu sözleşmenin bir versiyonunun Türkiye örneğine uygulanması gerektiğini ve hem AB hem de Türkiye tarafından benimsenmesi gereken bir dizi siyasi ve düzenleyici değişiklik önerdiğini savunmaktadır. Ürdün vakasının endüstriyel ihracata odaklandığı durumlarda, bu durumda Türk tarım sektörü hem ihracatın önemli ölçüde genişlemesi hem de Suriyeli mülteciler için eşit derecede önemli kayıtlı istihdam fırsatları için bir fırsat sunmaktadır. Bu hamle, 2015-16 Avrupa göç krizinden bu yana ortaya çıkan Türkiye’deki Mülteciler için Mali Tesis (FRIT) tarafından örneklendirilen AB ve Türkiye arasındaki mevcut işlevsel işbirliği üzerine inşa edilecektir.

Rapor üç bölüme ayrılmıştır. Birincisi, Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin karşılaştığı mevcut durum ve onlar için daha iyi istihdam olanakları sağlama çabaları hakkında bir tartışma sunmaktadır. Sonraki bölüm, tarım sektörünü vurgulayarak istihdama erişimle ilgili zorlukları ve fırsatları değerlendirmektedir. Son bölümde, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, Türk ulusal ve yerel hükümet yetkilileri ve uluslararası ajansların yanı sıra Avrupa Komisyonu ve Parlamentosu yetkilileriyle yapılan görüşmeler ve tartışmalar yoluyla geliştirilen bir dizi politika önerisi sunulmaktadır. Röportajlar ve tartışmalar Şubat, Nisan ve Haziran 2019’da Ankara, Gaziantep, İstanbul ve Şanlıurfa’da saha araştırması sırasında yapıldı.

0 Comments

Leave a Comment

Login

Welcome! Login in to your account

Remember me Lost your password?

Lost Password